Yağız Kutay yazdı: “Hiçbir İyilik Cezasız Kalmaz”

Merhabalar,

+ Çalışmayan emekliye verilecek ikramiye 61 Milyar TL. Tüm emeklilere verselerdi 80 milyar olacaktı. 19 Milyar lira için değer miydi?

Bütçe bu şekilde ayarlandı. Yoksa bizim birinci önceliğimiz emekliler.

+ Zorunda olduğu için bilhassa eve ekmek götüren emekliler neden bu haktan faydalanamıyor?

Zaten para kazanıyorlar.

+ Kayıt altında çalışan emekliler primini ödüyor, vergisini aslanlar gibi veriyor. 19 milyar TL için hem bu kesimi cezalandırmış hem de kayıt dışına teşvik etmiş olmuyor muyuz?

+ EYT bütçede derin sorunlar yaratacak derken kasdettiğimiz şeylerden birisi de bu değil miydi? Pastayı yemeye daha fazla insan çağırıyorsunuz ama aynı boy pastayı yiyeceksiniz.

Mehmet Şimşek TV’lerde

Bakan Şimşek geçtiğimiz hafta katıldığı TV programında önemli açıklamalar yaptı. Emeklilere öncelik vereceklerini ifade etti. Ve ekledi:

“Bir ödeme kararlaştırdık, emeklilerimiz, memurumuz, işçimiz, bütün çalışanlarımız için sözümüz var enflasyona ezdirmeyeceğiz.”

OVP, Bakan Şimşek’in ve Başkan Erkan’ın açıklamaları Ortada önemli bir ekonomik program var. Ancak dış finansman sorunu hala çözülmüş değil. Ekim ayı katılımcılar anketinde 12 aylık dollar tahmini yukarı doğru seyretti. Rezervlerdeki güvensizlik ve hem kur beklentisini hem de enflasyon beklentisini aşağıda tutmasını alıkoyuyor.

Rezervlerde olan 20 milyar dolarlık iyileşme tek seferlik. Bunu bir politika bütünüyle yapılmadığı sürece bütün yük emekli ve ücretliye binecek. Carry trade imkanı olsa bile, gelen para uzun vadeye dönüşmesi çok zor. Kısa vadede döviz üzerindeki baskı azalır.

Ama yaşanabilecek siyasi veya ekonomik şok sebebiyle bu yatırımcılar Türkiye’den kısa süreliğine bile olsa uzaklaşırsa kul şokuna karşı savunmasız kalıyoruz.

Ücretler ve fiyatlar arasındaki uçurum inanılmaz bir seviyede. Konut ve otomobil sadece zenginlerin alabileceği ve yatırım aracı olarak kullanabileceği ürünler haline geldi. Orta sınıfa da halka arz takip etmek kaldı.

Salgınla birlikte zenginler almaya devam etsinler diye bu ürünlerin satışını ucuz kredilerle desteklemeye devam etmenin topluma bir faydası olmadığı görüldü. Büyümeye ve işsizliğe faydası var ama. Gelir büyürken bölüşme doğru yapılmadı. Büyüme pastasında yediği dilimini büyüten tek kesim şirketlerden başkası değil. (Bkz. ISO-500 raporundaki abnormal şirket kârları) Büyüme ile birlikte bölüşme belli noktada tabii ki şirketlerin görevi. Ancak vergi ve teşvik politikaları başta olmak üzere çeşitli regülasyonlarla adil bölüşme ekonomiyi yönetenlerin işi olmalıydı.

Şimdi normalleşen faizlerle ve kotalarla arabalara veya konutlara olan talep düşecek. Velhasıl fiyatlar en azından enflasyona kıyasla düşecek ve bir zaman sonra orta sınıfın da yeniden erişebileceği düzeye gelecektir. O zaman geldiğinde umarım orta sınıf kavramı Van Gölü Canavarı gibi anılan bir mite dönüşmez.

Maalesef yılların tahribatını bir çırpıda giderecek kolay bir çözüm yok. Niyet var mı? Eskiden hiç ümitli değildim. Bugünlerde sıkışma ve makroihtiyati politikalar özelinde olduğunu düşünüyorum. Yalnız tahribatın verildiği yıllarda üzerinden silindir gibi geçilen ücretli kesim yine faturayı ödeyecek.

Başta iktidarların zikrini tüm çıplaklığıyla gösteren vergi ve devlet yapısını kapsayan yapısal reformlar konusunda köklü değişikler göreceğimizi düşünenlerin uyanma saatinin geldiğini düşünüyorum. “Yeğen sabah oldu uyanma vakti”

IMF Heyeti Türkiye Çıkarmasında

IMF programında değiliz. Ancak IMF politikasını sayın bakan başta olmak üzere ekonomi yönetimi iyi bilir. Belki de bu yüzden “IMF’siz,IMF programı uygulamada bu kadar kararlı bir irade var.”

Gelelim IMF’nin Türkiye raporuna. Seçimden sonra yapılan politika değişikliğini olumlu karşıladı heyet. Yatırımcı güveni ve rezervlerin arttığını da belirtti. Ama önemli bir kısma değinmek gerekir. Birincisi büyüme. IMF Türkiye’nin büyüme beklentisini düşürdü. Beştepe’nin büyüme ve işsizlik hassasiyetini göz önüne alırsak burası ünlem koyulması gereken bir yer. İkincisi politika faizi seviyesi. Kalıcı olarak enflasyonun düşürülmesi için piyasa faizlerine kadar çıkılmasını savunuyor. Bence en önemli nokta kamu harcamalarında tasarrufa gidilmesinin öneminden bahsetmesi. Bunun önemli bir risk olduğuna değiniyor IMF. Milli gelir dağılımda emeğin payı git gide azalırken şirketlerin karı daha iyiye gidiyor. Sermaye doğru biçimde vergilenmediği için tasarruf yapılacaksa açlık sınırının altında olduğu için çalışan emeklilere verilecek paradan tasarruf ediliyor.

Sonuç: OECD ülkeleri arasında gelir adaletsiliği en yüksek 3.ülke. Diğer ikisi ne diye soranları duyar gibiyim. Kosta Rika ve Meksika…

Aslında siyaset ve ekonominin kader ortaklığı prensiben yanlış. Özgürlük, alan verdik söylemleri doğru bile olsa atanan atayana hesap vermesi bu işin en doğal sürecidir. Para politikasını siyasetin tekelinden çıkarmadan köklü değişiklikler beklemek neredeyse imkansız. Para politikasını siyasaetin tekelinden çıkarmak da neredeyse imkansız… Oyna devam!

Yağız Kutay Işık

 


İLGİLİ HABERYağız Kutay Işık Yazdı: Yağız Kutay Işık Yazdı: “Kervansaray Misali Yabancı Yatırımcı”

İLGİLİ HABERYağız Kutay Yazdı: Yağız Kutay Yazdı: “Zincirleri Kırdık”

İLGİLİ HABERYağız Kutay Yazdı: Yağız Kutay Yazdı: “KKM’den Çıkış…”

İLGİLİ HABERYağız Kutay Yazdı: Yağız Kutay Yazdı: “Turizm ve Dış Açık”


Güncel haberler için bizi takipte kalmayı unutmayın!

Yorum yapın